Geleceğin İnsan Modeli


  • 01.12.2017

    Günümüz insanının ortak ve yaygın duygusu, gelecek endişesi, iş bulma ve para kazanma kaygısı, kişinin sürdürülebilir bir kariyere sahip olmasıdır. Önümüzdeki yakın gelecekte işletmelerde çok az sayıda üstün nitelik ve becerilere sahip “sahici” insanlar çalışacak. Ekmek kapısı bulmanın daha da zorlaşacağı dönemler çok uzak değil.

    Yeni bir çağ olarak tanımlanacak olan bu yakın gelecek gerçekten bize bir ya da iki on yıl ötemizde ve zaman hızla yaklaşıyor. Şimdiden, Robot Çağı, Fütürist Çağ, Hologram Çağı, Nano Teknoloji Çağı, Dijital Çağ, Simülasyon Çağı gibi pek çok adı yakıştırıyorlar.

    Bu yeniçağ insanının ideal formasyonunu tanımlaması, “Bir konuda derinlemesine bilgi sahibi olurken, diğer konuların da az da olsa üzerinde durulmasıdır,” şeklinde yapılıyor. Bir başka deyişle; Bir şeyin her şeyini, her şeyin bir şeyini bilmek…

    2007 yılında PwC (Danışmanlık Değerlendirme Hizmetleri) tarafından hazırlanan “Geleceğin İnsanlarını Yönetmek 2020” başlıklı raporda, 2020’li yılların sonunda iş, yaşam ve çalışma modellerinin üç farklı ana model olarak karşımıza çıkacağı öngörülüyor.

    Mavi – Turuncu – Yeşil Dünyalar

    “Mavi Dünya” tanımlaması; bugünkü küresel, kurumsal iş dünyasının, gelecekte dönüşeceği halidir. Kapitalist dünyanın global şirketleri korkunç boyutlara ulaşmış olacak, her sektörde beş, altı devasal şirket kalacak. Bunlar yepyeni bir anlayışla herkesi mutlu etme amacında olurken, tüm Ar-Ge, üretim, dağıtım, satış, pazarlama, teknoloji bu şirketlerin mutlak belirleyicisi olacak.

    Bu kuruluşlar için devletin, milletin ve sınırların anlamı olmayacak ve buralarda, üst düzey teknoloji, robotlar, hologramlar, hiper iş-zeka sistemleri kullanılacak. Çalışanların bilgi ve becerileri çok yüksek olacak ve hem IQ hem EQ ları geliştirilmiş tipler olarak tanımlanacaklar.

    Mavi Dünya şirketlerinde ücretli ya da hissedar olarak çalışanların çok geniş yetki ve sorumluluk alanları olacak. Teknolojide, yaratıcılıkta çok çalışkan ve dijital dünyaya hakim olmak gerekecek. Bu şirketlerde hakim kavram “Bireysellik” olacak.

    “Turuncu Dünya”da şirketler networklarla yakın işbirliği içinde olacaklar. Teknolojinin sağladığı nimetlerle bordro mahkûmu olmadan,  kurumsal girişimci ruhu ile de para kazanma şansı olacak. İş dünyasında KOBİ bile sayılmayacak küçük işletmeler, bireysel girişimciler rol alacak.

    “Turuncu Dünya”da başarılı olmak, yer edinmek için risk alabilmek, inovasyon uygulayıcısı, esnek teknolojik gelişmelere hemen uyum sağlayan, büyüme meraklısı kişi ve işletme olmak gerekecek. Ücretli çalışanların yerine kontratlı, sözleşmeli taşeronlar geçecek.

    “Yeşil Dünya” ise çevreye saygılı, doğayı koruyan bu bağlamda toplumsal sorumluluk alan ve çözenlerin dünyasıdır. Bu dünyada STK ları, hayır amaçlı vakıf ve şirketler dünya ve insanlığın geleceği ile yakından ilgilenecekler. Yeşil Dünya diğer iki dünyayı kontrol edip yönlendirecek.

    Şu anda beş teknoloji devi; Apple, Google, Amazon, Microsoft ve Facebook kıyasıya bir yarış içindeler. Şimdiden yapay zeka ile çalışan asistanları devreye soktular. 2011 yılında hayatımıza giren “Siri” IPHONE kullanıcılarına bazı komplike işlemlerini ses direktifleri ile kolayca yapabilme olanağı sunuyor.

    2015 yılında ise Facebook, yapay zeka uygulaması “Facebook M” ile, Amazon da “ECHO” adını verdiği sesli iletişim çözümünün yapay zeka karakteri “ALEXA” ile rekabette yerlerini aldılar.

    Yeniliklerin ardı arkası kesilmiyor. Nöro-Gerçeklik olarak adlandırılan, doğrudan insan beyni ile kontrol sağlayan yeni bir teknoloji ile tanışıyoruz. Aslında sanal gerçeklik (VR) çağı başladı. Böylelikle sanal gerçekliliği daha somut daha gerçek hayata geçirmenin yeni yolları bulunuyor. Yeni geliştirilen teknolojilerle, kullanıcılar sanal objelere dokunabilecek, rüzgar ve ısıdaki değişiklikleri hissedebilecekler.

    İnsan beynini makinelere bağlanmasını gerçekleştiren ara cihazlar ya insan kafasına ya da doğrudan beyne elektrot olarak yerleştirilecek. Hastalıkların tedavi yöntemi, öğrenme biçimi, dış dünyayı görüş açısı ve iletişim tarzı büyük ölçüde değişecek.

    Anlatmaya çalıştıklarımdan yola çıkarak, şu andaki yaşam tarzımızı özellikle mesleğimize bağlı olarak yaptığımız işleri bir düşünün. Aklınızda iyice canlandırın. Gelecekte yapılacak işler arasındaki fark nedir biliyor musunuz?. Mağaralarda yaşayan, taş tablete yazı yazan, duvarlara resim çakan insanlara, bugün parmağı ile dokunmatik ekranda, tabletlerde, akıllı telefonlarda iş yapan insanlar arasındaki fark gibi olacak.

    Gelecekte iş yapmak için insanların belli bir yerde bulunma zorunluluğu ortadan kalkacak. Aslında o işin belirli bir insan tarafından yapılma gerekliliği de olmayacak. Yeni iş yerimiz internete bağlanabilen, aklını ve teknolojik birikimini kullanabilen beynimiz olacak.

    Geleceğin insan modelinden beklenenler bu kadarıyla bile hiç de kolay değil. Bu nedenle özellikle gençlerimizin şimdiden kendilerini yetiştirmeleri ve bu geleceğe hazırlamaları gerekiyor. Amaca uygun olarak da her gün bir şeyler yapmak ve ter dökmek gerekiyor.

    Gençlerimize önerim odur ki, çok meraklı ve çok araştırmacı olmalıdırlar. Yeni teknolojilere göre kendilerini yenilemeli ve uyum sağlamalıdırlar. Cihazların gelişim hızına ayak uydurabilmek için de kendilerini yükseltmeli ve geride kalmamalıdırlar.