YENİLİKLERDEN HABERDAR OLUN :

  • Twitter
  • Facebook

Makaleler


  • “Sevgi Gözü”yle Bakalım

    01/02/2015

    Şubat ayının “Sevgililer Günü”yle bütünleştiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. İnsanlık tarihinin en mutlu günlerinden biri olarak sayılabilen bu günü bir kez daha kutlarken, “sevgili” olmak için önce gerçek anlamda “Sevgi” sahibi olmak gerektiği üzerinde durmak istiyorum.

    Toy çağlarımdaydım. Bir gün babam beni çağırdı ve kendisini dikkatle dinlememi istedi. O gün babamın verdiği öğüt, belleğimde halen çok canlı, çok taze, sanki bugün söylenmiş gibi durur.

    “Oğlum, çalışkan ve zekisin. İnşallah ileride çok başarılı olursun. Şimdi söyleyeceklerimi hiç aklından çıkarma; karşına çıkan her insana “Sevgi  gözü” ile bakmaya  çalış. Sevgi gözü, yaşamı bütünüyle içine alan, akıl yolu ile gönül duygusunun birleştiği bir anlayıştır. Her insan, önce insan olduğu için sevilmeye layıktır,”

    Özellikle bu iki kelimeyi tam kavrayamamıştım; sevgi gözü...

    Bir kaç kez babama sordum, her defasında, “Düşün, sen bul,” dedi. Gerçekten merak etmiştim. Düşünüp, arayıp durdum. Bulduklarımı onunla paylaştım. Yorumlarımı anlattım ama bir türlü tatmin edemedim. Bir sabah, kahvaltıdan sonra çayının yanında sigarasını keyifle tüttürürken yakaladım, “Hahhh! İşte fırsat Yılmaz,” dedim ve sorunun cevabını açıklamasını istedim. Söylediklerini de kulaklarımı ve gözlerimi dört açarak dinlemeye başladım.

    “Sevgi gözü, karşına çıkan herkese, her şeye sevgi ile bakmaktır. En önemlisi de, seni sevmeyenlere yardım etmektir. Bu yardım, insanı manen yüceltir. Bir insanın seni sevmemesi, seni kötü gözle görmesi senden ona zarar geleceğini düşünmesi anlamındadır. Sevmediği için de çoğunlukla senin için kötü düşünür.

    Bu kişiye yardım ettiğinde,

    -Size benden kötülük gelmez,

    -Size benden zarar gelmez,

    -Size benden olumsuz hiç bir duygu ve davranış yansımaz,

    demiş olursun.

    Sonrasında, ilişkilerin yeniden ve farklı geliştiğini göreceksin. Düşmanın yavaş yavaş dostun bile olabilir. Bu davranışın iki hayrı vardır. Seni sevmeyene yardım etmek için içindeki karanlık, duygu ve düşünceleri özellikle de kin ve nefreti yenmek gerekecektir. Bu iç mücadelesi de seni arındıracaktır.

    Bir diğer hayrı ise, o kişi sana ve başkalarına kötülük düşünmemeye başlar. Belki de sevebilir. Böylece davranışınla ona güzel bir yaşam dersi vermiş olursun.

    Oğlum, kötülük hem yapanın hem de yapılanın zararına olduğu kadar iyilik ve sevgi de yararınadır. İşte bu davranış, dünyaya ve insanlara ‘Sevgi gözü ile bakmak’tır, diye açıkladı.

    Bu öğretiyi yaşamım boyunca her zaman uygulamaya çalıştım. Fakat itiraf etmeliyim ki, hiç de kolay olmadı. Hatta başaramadığım zamanlar bile oldu. Pes etmedim ve sevgi duygu ve düşüncesine daima öncelik tanıdım.

    Sevgi, hakkında çok konuşulan, özlenen, üstüne sayısız şiirler, romanlar yazılan, mektuplarla paylaşılan, elde edildiğinde kaybolacağından korkulan insani bir duygudur. Günümüzde bile bunca sevgisizliğe ve yalnızlığa rağmen, “Mail ya da özel whatsupp”larda devam etmesiyle can bulmaya devam eder.

    Sevgi bizlere sosyal başarı kazandırır. İçimizdeki sevgi dışımıza saygı, empati, güleryüz gibi tavırlarla yansıyınca, huzurlu ilişkiler ile bütünleşince sosyal başarı kaçınılmazdır. Öte yandan sevgi bedenimizi, ruhumuzu hoşnut kılar, rahatlatır, kasları gevşetir, canlı ve sempatik bir görüntü vermemize etken olur. İçimiz ve dışımız yalansızdır ve yalındır!.

    Tüm dünyada ya da diğer bir deyişle, insanın olduğu her yerde en çok sevilenler, sevmesini ve vermesini bilenlerdir. Yardımlaşmadan sakınmayan, sevgisini ve bilgisini paylaşanlardır. Sevgi bize takdir, öğrenme, iyilik, yardımlaşma gibi manevi yolların kapısını açar. Yaşamın çilelerine karşı direncimiz artar.

    Michelangelo’nun sevgi ve aşk hakkında söylediği, “Aşk, Yaratan’ın kendine kadar yükselmesi için insana verdiği kanattır,” sözünden yola çıkarak, uzun yılların birikimi olan defterimi açıyorum; “Yoksulluğa düşmekten korkmayınız. Sevmemekten, sevilmemekten korkunuz,” diye not almışım. Bir başka sayfada, “Sevgi nurdan bir akıştır,” demişim. “Eğer bir yerde berrak bir gönülden, berrak bir gönüle akış varsa, orada nurların en hayırlısı vardır,” sözcüklerine yer vermişim.

    Bugün de diyebilirim ki, sevginin sesi canlıdır, heyecanlıdır, mutluluk taşır. Sevginin gücünü, enerjisini, büyüsünü iletir, iletmelidir. Sevgi, gönülden gelmelidir. Sesiniz, sözünüz sevdiğinizi söylesin!..