Makaleler


  • Uygarlık İnsanın Eseridir

    01/12/2016

    İnsan ve insan topluluğu tarih boyunca yükselmiş, gelişmiş ve ilerlemiştir. Bu gelişmelerin sonucu gelinen nokta, günümüzün “Uygar Toplum”udur. Ve “Taş Devri İnsanı”ndan, uzayda gezinen insana varan hikayenin özetidir uygarlık.

    Bir zamanlar yalnızca yontan ve toplayan eller, bugün bilgisayar kullanıyor, robotlarla birlikte yaşamanın planlarını yapıyor. İnsanoğlu kendi yarattığı bilim-teknoloji-yenilikler dünyası ile adeta yarış halindedir. Mağara insanı ile günümüz insanı arasındaki fark,  kültürel gelişimin çok net bir sonucudur. İnsanın yükselişi uygarlığın yükselişidir.

    Uygarlık insan için vardır, insanın eseridir ve tüm insanları kuşatıcı, kucaklayıcı olduğu oranda gelişir. Ortak aklı, tüm insanlığın gelişmesi, dünya nimetlerinden yararlanmasıdır.

    Uygarlık, insanın doğayı ve kendini yöneten güçleri tanıma ve kontrol altına alma yönündeki gayretlerin toplamıdır. Bu yöndeki kültür birikimidir. İnsan, doğa güçlerinden korunmak, kendini savunmak için doğayı gözlemlemiş, onu tanımış, yasalarını tespit ederek bilimsel gerçeklere ulaşmıştır. Geliştirdiği tekniklerle de, bilimi en optimal düzeyde kullanmasını öğrenmiştir.

    İnsanlık, uygarlığı kendi geleceği, huzuru, konforu, kolaylığı için kullanıyor. Önce kağıda yazılan sonra da zarfa konulan mektupların, çeşitli araçlar değiştirerek haftalar sonra alıcıya ulaşması yerine, e-mail ile anında haberleşebilmeyi uygarlığa borçlu değil miyiz?..

    Bir zamanlar, çıkarttığı parazit sesler nedeniyle zor dinleyebildiğimiz radyo konserleri çok geçmişte kaldı. Şimdi, televizyonların cam gibi büyük ekranlarından yansıyan görüntülerle orkestraların müzik ziyafetini evimizdeki koltuklara yaslanarak zevkle izleyebiliyoruz. Büyük annelerimiz hatta annelerimiz mangaldaki külü suya ekler, beyaz çamaşırları bu suya bastırırlardı. Bütün gece kalan çamaşırları sabah bu küllü sudan çıkartır, bol suyla durulayıp bembeyaz gömleklerimizi giydirirlerdi bizlere. Şimdi ise bir tutam deterjan ile  döndürülen çamaşır makineleri her şeyi bir saatte pırıl pırıl yapıyor. Çocukluğumuzda, babalarımız iş dönüşü evlerin üst katlarına yorgun argın merdivenleri tırmanarak çıkıyorlardı. Şimdi asansörün bir düğmesine basıp gökyüzüyle yarışan yapıların en üst katlarına bir kaç saniyede varıyoruz.

    Batı uygarlığına asıl rengini veren, güç kazandıran unsurlar bilim ve tekniğin olağanüstü gelişmesidir. Beyin işlevini üstlenen bilgisayarlar sayesinde tarihte ilk kez insanın ulaştığı uygarlık düzeyi, başka insanları sömürmeden ayakta durabilecek güce kavuşmuş oluşudur.

    Tıp bilimi insanın ömrünü uzatarak, yaşam nimetlerinden daha uzun yıllar yararlanma şansı vermiştir. Ekonominin bilimsel düzeyde gelişmesi, teknolojinin de etkisiyle insanların dolayısıyla devletlerin maddi refah ve zenginliklerinde önemli artış sağlamıştır.

    İletişim araçları ve hızla gelişen ulaşım olanakları, kıtaları ve insanları birbirine yaklaştırmış adeta bağlamıştır. Dünyanın herhangi bir noktasında olan bitenden, sisteme giren herkes, yeryüzünün en ücra noktasında da olsa, anında haberdar olmaktadır. Dünyanın her yeri, artık gidilebilecek, ulaşılabilecek konumdadır. İnsan, kendini geliştirebilmek için gerekli boş zamana da bu sayede kavuşmuştur. Bunu da, üretimde, ulaşımda, haberleşmede ve evlerde kullanılan makineler insana sunmaktadır.

    Tarih boyunca insan, birlik olmanın toplumu güvenli ve güçlü kıldığını, yardımlaşma ve dayanışmanın yararlarını, ilerlemelerine katkılarını gözlemlemiştir. Aileden başlayarak sivil toplum kuruluşları, sosyal ve politik birlikler, çeşitli hayır kurumları, düşünce kulüpleri, ekonomik yapılar dahil, milletlere varan birlikler kurarak, beraberliğin huzurundan, dayanışmanın enerjisinden yararlanmayı öğrenmişlerdir.

    Bilimin ve teknolojinin sunduğu araçlar, olanaklar milletlerin yarattığı kültürün, global düzeyde yayılmasını, tüm insanların ondan yararlanmasını sağlamıştır. Uygarlığın ve kültür mirasının gelecek kuşaklara aktarılmasında, bilginin kaybolması da engellenmiştir. Üretilen araçlarla, insanların ekonomik düzeyleri yükselmiş, günlük yaşamları oldukça kolaylaşmıştır.

    Uygarlık, hızlı ulaşım ve haberleşme araçları ile zamanı kısaltmış, insana eğlenmesi, hoş vakit geçirmesi ve kendini eğitmesi için çok

    sayıda kültür ürünleri ve sanal ortamlar ile eğlenceli eğitim olanakları sunmuştur.

    20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden, İngiliz matematikçi Alfred North Whitehead’e göre;

    *İnsan olarak insana ve insan haklarına saygı

    *Kendini gerçekleştirebilme anlamında özgürlük

    *Bireyi ve toplumu dönüştürme gücü olan bilgelik

    Gibi uygarlığın doğacağı ortamı belirleyen şartlar gerçekleştiğinde, uygarlığı başarmanın imkanı söz konusudur.

    Bu koşullara, özellikle ülkemiz şartlarını da düşünerek, bir başka düşünür G. Williams Curtis’in, “Bir ülkenin uygarlık derecesi, kadınlarına ve çocuklarına verdiği değerle ölçülür,” görüşünü eklemek çok yerinde olacaktır sanırım.

    Bütün getirdikleri ve kazandırdıkları ile uygarlığın insanlık için bir nimet olduğuna tüm kalbimle katılmakla birlikte, dünyamızın yaşadığı son günleri gördükçe, Nietzsche’nin, “Uygarlık tarafından yok edilme tehlikesi ile karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz!” deyişine de hak vermeden edemiyorum.