YENİLİKLERDEN HABERDAR OLUN :

  • Twitter
  • Facebook

Makaleler


  • Meslek Eğitimini Özendirmeliyiz

    01/11/2014

    Kanada asıllı, ünlü ABD’li ekonomist ve Harvard Üniversitesi İktisat Profesörü John Kenneth Galbraith, “Sanayi toplumunun yakıtı paraydı. Bilgi toplumunda ise yakıt ve güç bilgidir,” der. Gerçekten de bilgiyi ve insan kaynaklarını en akıllı ve doğru zamanlamayla kullanan toplumlar yıllara yön veren, söz sahibi, geleceğin liderleridir.

    Lider olmak için hem bireysel düzeyde hem de toplum olarak gittikçe karışık, zor süreçleri hızla aşmak gerekmektedir. Çünkü; Toplumların ekonomik, kültürel ve politik yapıları, teknolojik gelişmelere ayak uydurma aşamasında, çok yönlü değişimler yaşamaktadır. Sonuç, ciddi düzeyde zorlu intibak sürelerini aşmaktan geçer. 

    Kalkınmış ve refah düzeyini yakalamış bir Türkiye ancak ve ancak bilgili, iyi eğitilmiş ve melek sahibi genç nesillerin varlığı ve gücü ile gerçekleşecektir. Yalnızca üniversite diplomasına sahip, aydın gençlerin iş gücüne katılımları ülke ekonomisine önemli katkı sağlayamamaktadır.  

    İçinde yaşadığımız yüzyılda teorik bilgi tek başına yetersiz kalmaktadır. Pratik bilgi, el becerisi, teknik yeterlilik, “Sanayi-Bilişim-Hizmet” sektörlerinde çok etkin, aranan ve gereken bir donanım bütünlüğüdür. Bu noktada, Publius Syrus’un, “Pratik, bütün öğretmenlerin en iyisidir,” deyişini hatırlatmakta yarar görüyorum. 

    Gerçektir ki, ülkemizde gençlerin meslek okullarına ilgisi yetersiz düzeydedir. Öte yandan hizmet sektörü, üretim sektörü ve sanayi ara eleman bulmakta zorlanmaktadır. Dışa açık ekonomi politikamız ülke düzeyinde iş gücünün daha nitelikli ve verimli olmasını zorlamaktadır. Bu çözüm, ekonomik kalkınmanın desteklenmesi ve hızlanması adına da son derece zorunludur. 

    Üniversite mezunları, ülkemizde iş bulmakta her yıl biraz daha zorlanmaktalar. Diğer yandan bir meslek okulu mezunu ya da mesleki becerileri olan gençlerin iş bulmaları çok daha kolaydır. Nitelikli ara eleman yetiştirmekte meslek okulları ülkemizin gelişmesine büyük katkı sağlamaktadır.

     Bu okullar  eğitim süresince uygulamaya önem vererek, mezun olan gencin iş başı yaptığı gün, “Neyi-nasıl-ne zaman-nerede” yapacağını çok iyi bilmesini sağlar. Meslek eğitimi alan öğrenciler, gören, dokunan ve uygulayan elemanlardır. Hayata yaşıtlarından daha erken, bir adım önde başlarlar. Hayatlarını düzene koyma yolunda daha şanslıdırlar. 

    Hem ülkemizde hem de dünyada işsizlik sorunu meslek liseleri ile kolayca çözülebilir. Hizmet, sanayi, iletişim, tarım ve hatta her alanda bilgi, beceri, iş tecrübesine sahip kalifiye insan gücünün önemi çok büyüktür. Yalnız dikkati çekmek isterim ki, Meslek liselerinde okuyan öğrencilerin tümüne göre oranı yüzde 70 iken ülkemide hala yüzde 30’lardadır. 

    Meslek okulları ya da liseleri yalnızca eğitim ve öğretim kurumları değil, emeğin ve terin paylaşıldığı gerçek hayatın okullarıdır. Birer “Altın bilezik” kazanmak için çaba harcamaları, işe yaradıklarının bilinciyle başlarını yastığa koymaları, ailelerine ve devletine yük olmadığının farkındalığı ile yetişen meslek okulu gençleri sağlam bir ekonominin teminatıdır. 

    Bu gerçekleri görerek ve ülkeme çok şey borçlu bir iş adamı olarak yalnızca anlamak ve anlatmak düzeyinde kalmayıp, gençlerimize yararlı olmak adına Türkiye’ye yeni meslek okulları kazandırmayı ibadet gibi kabul ettim. Bu duygularımın ışığında, açmaktan ve gençlerimizin hizmetine sokmaktan büyük onur duyduğum;

    -Trabzon Of’da Hacı Mehmet Bahattin Ulusoy Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi ve Denizcilik Anadolu Melek Lisesi

    -Samsun Tekkeköy’de Nedime Serap Ulusoy Anadolu Denizcilik Meslek Teknik Lisesi

    -İzmir Çeşme’de Ulusoy Anadolu Denizcilik Meslek Teknik Lisesi

    -İstanbul Üsküdar’da Hacı Rahime Ulusoy Anadolu Denizcilik Meslek Teknik Lisesi

    halen öğretime devam etmektedir. 

    Böyle bir hizmeti yerine getirirken de, ülkemizdeki meslek okulları hakkında geniş araştırmalar ve incelemeler yapmayı da görev bildim. Meslek okulları Türkiye daha geniş çaplı, detaylı, ileriye yönelik, geniş kapsamlı özellikle sayıları bilinmeyen 15-19 yaş arası, işsiz ve öğrenci olmayan gençleri ön plana alan programları uygulamalıdır.

    *Eğitim düzeyi düşük işgücü, Türkiye’nin rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir. Bu hususta atılım gerekir.

    *Uluslararası çalışma ortamlarında işgücümüzün onurlu düzeyde iş bulabilmesi için, istenen becerileri elde etmeleri sağlanmalıdır.

    *Kaliteli meslek eğitimine erişim kolaylaşmalı ve yurt düzeyinde yayılmalıdır

    *Mesleki ve teknik eğitim etkinliğini yükseltmek için, teknoloji ve işgücü piyasalarındaki gelişmeler izlenmeli ve anında uygulanmalıdır. 

    Sonuç olarak, ülkemizin ilerlemesi ve gençlerimizin geleceği adına, onlara mesleki eğitim vermenin, el becerilerini geliştirmenin çok çok önemli olduğunun farkına varmalı ve eğitim sistemimizde bu noktaya dikkati çekmeliyiz. Bir kez daha, başarılı olmak için önce “eğitim eğitim eğitim”