Makaleler


  • Sevgi Ailenin Temelidir.

    01/07/2017

    Aile tanımlanmasında tüm insan toplulukları adına bir formül ortaya koymak son derece güç hatta olanaksızdır. Tarih boyunca toplumlar kendi yaşam düzeni ve yapılarına bağlı olarak aile kavramını algılamışlar ve koşullarına göre farklı anlamlar yüklemişlerdir.

    Örneğin, ilkel toplumlarda ya da insanların aile yapısı altında yaşamaya başlamaları dönemi ve sonrası kabile, soy, boy, klan gibi iç içe geçmiş “Büyük Aile” yapısı yaygındır. Bu yapının hemen sonrasında büyük baba, büyük anne, teyze, amca, hala gibi akrabaları içine alan “Geniş Aile” Düzeni yer alır. Günümüz modern toplumlarında ise yalnızca anne-baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aile kavramı geçerliliğini korumaktadır.

    Modern ailenin ortaya çıkışı, toplumsal evrim sonucu kölelik ve feodal yapının ortadan kalkması, özgürlük ve demokrasi bilincinin gelişmesi ile kadın erkek eşitliğinin kabul görmesi üzerine olmuştur. Ancak sanayileşme, modern yaşam biçimi, kentleşme aile bireyleri arasındaki ilişkileri çok yönlü etkilemiş olmasına rağmen “aile” kurumu çok şükür ki halen ayaktadır.

    Bu tanımlamalardan yola çıkarak, post modern anlayış ve kültürel etkileşimlere göre aile, ortak bir geçmişi, şimdiki zamanı ve gelecekten beklentileri paylaşan bir grup insanın karşılıklı ilişkilerinin var olduğu ya da yaşadığı bir sistemdir. Bu da bağımsız çekirdek aile yapısıdır.

    Sosyolojik anlamda aile topumun en küçük birimidir ve yapısı sağlam ise o toplum da sağlamdır. Toplumların sağlıklı, barış içinde yaşamaları ve varlıklarını sürdürebilmeleri, gelişmeleri bireylerinin aile içinde başlayarak, karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörüsüne dayanır.

    “Aile olmanın ya da aile kurmanın yararları nedir?” diye sorduğumuzda:

    *Kişi yalnızlıktan kurtulur.

    *Ahlaki bir kurumdur. İnsanı eğitir.

    *Yaşam süresince gerekli olacak ilk görgü, ahlak, davranış biçimlerinin, konuşma tarzının, insanlarla iletişim kurmanın ve bunun devamını getirme öğretisinin kısaca kültürün ilk öğrenildiği ve edinildiği yerdir.

    *Yaşam zorlukları, sorunları, anlayışı, empati becerisi, insanlarla iyi ve doğru ilişkilerin devamlılığını yaşatmak eğitimi verir.

    *Mutlu ve huzurlu, sevgi ortamındaki bir aile kişilere cenneti, tersi ise cehennemi yaşatır.

    Cevaplarını rahatlıkla verebiliriz sanıyorum.

    2010 yılı ağustos ayında aynı köşede yayımlanan “Eğitim ve Geleceğimiz” başlıklı yazımda, “Geleceğimizin yazgısı, günümüz çocuklarının akıl, gönül ve çalışma kapasitelerinde gizlidir. Sorgulayan, düşünen, evrensel kültürü benimsemiş, kavram gücü, eğitim ve öğrenim düzeyi geleceğimize yönelik gelişmiş çocuklarımızın artan oranı doğrultusunda, iyi ve güzel bir dünya bizleri bekleyecektir,” satırlarına yer vermiştim. İşte bu dünyaya bizi taşıyacak gençlik güçlü, huzurlu, bilgi peşinde koşan, okumayı alışkanlık edinmiş ailelerin içinden yetişecektir.

    Okullardan önce ilk öğrenme ve ileriye gitme ışığını aile ortamında oluşan anne-baba sevgisi ve desteği verir. Mutlu olmayı da ailede öğreniriz. Mutluluk, çocukluğumuzdan başlayarak, kişiliğimizle geliştirdiğimiz  kültür, zeka, anlayış ve akıl birikimi ile olgunlaştırdığımız bir yaşam biçimidir.

    Mutluluk kapısının ilk anahtarı, gülümseme ve gülebilme becerisinde saklıdır. Neşeli ruh hali kişiliğimiz adına bir zenginliktir. İyimser olabilmek değerli bir alışkanlıktır. Sevgi ise, insan olabilmenin vazgeçilmez özelliği!..

    Güçlü aile yapısının temel taşı hiç kuşku yok ki “SEVGİ”dir. Sevgi verdikçe artan, karşılığında hiç bir ücret ödenmeyen, Allah’ın bizlere lütfettiği bir nimettir.  Bir yaşam boyu bize güç, enerji ve iyi olma hali verecek olan sevmek ve mutlu olmak yapısını en doğru ve kalıcı şekilde ailede öğreniriz.

    Sık sık sözünü ettiğim, kitaplarımda yer verdiğim “Evlatlarıma Vasiyetimdir”  başlıklı düşünce ve duygu sıralamam:

    -Annenize iyi bakın

    -Aile bütünlüğünüzü koruyun

    Sözcükleriyle başlar.

    Sevgi, saygı kavramlarıyla beslenen ve ileriye dönük mutlu, huzurlu, sağlıklı bireylerin oluşturduğu aileler yalnızca kendileri için değil aynı zamanda ulusal bütünlüğümüz için de vazgeçilmez kurumlardır. Birlik ve beraberlik ilkesine sahip ailelerden oluşan toplumlar tüm sorunlarının çözümünde daha başarılıdırlar. Yarınlarımıza sahip çıkmak istiyorsak güçlü aile yapımızın korunması adına elimizden gelen her türlü çabayı kutsal bir görev inancıyla yerine getirmeye çalışalım.